Loading...
X
  • Facebook
  • INSTAGRAM
Ömer Önal´dan Alaçatı Hatırası
TÜTÜN TARLASI
 
O gün tarladan çok geç dönmüştük. Akşam yemeğimizi yer yemez hemen evimizin ön kısmında bulunan tarasa’da hava çok sıcak olduğundan açık havada uyumuştuk. Alaçatı’ya henüz baraj elektriği gelmemişti o yıllarda. Aydınlanma akşam namazından önce Alaçatı elektrik santralinde bulunan dev gibi iki tane motorlarla gece saat 12 de santral motorları istop edilince Alaçatı birkaç köşelerde bulunan gaz fenerleriyle aydınlanırdı.
 Sabah ezanından biraz önce Sadık baba tekrar elektrik motorlarını çalıştırır 0 birkaç saat sonra gün ışıyana kadar aydınlatılır sonra tekrar elektrik motorları susardı. O gecede annem motorlar susunca sabah geç oldu diye bizi tütün kırmaya gidilecek diye uykumuzdan uyandırıp kaldırmıştı.
 Biz aile fertleri olarak yatağımızdan kalkıp iş elbiselerimizi giydik ve Liman ovasında bulunan tütün tarlasına gitmeye koyulduk. Liman denizine giden yol daha oturtulmuş ve asfalt değildi. Dere yatakları Yoların bazı yerlerinde çukurlar bırakmış yolda yürürken tökezlenirdik. İki eşeğimizle birlikte tütün tarlasına gidiyorduk. Ben bir türlü uykumu alamadım diye kendime gelemiyordum. Eşşeğin üzerinde hep uyukluyordum.
Bir kaç defa eşeğin semerinden düşme tehlikesi bile geçirmiştim. Biz yolda gidiyoruz hava aydınlanacağı yerde daha çok kararıyordu. Rahmetli Makara Mehmet’in tarlalarına gelmeden önce tarlamızın bulunduğu, sölemişe ayrılan yoldan tarlamıza sapıyorduk. Yola sapmadan önce yolun kenarına Mustafa’nın Akpınar’ın  chevrolet marka taksisi park etmişti.
Taksinin park lambaları yanıyordu. “ Ağabeyim Yaşar arabanın tam arkasında eşeğine çuşşşş diyerek eşekten atladı ve park lambaların ışığında saatine bakınca Ömer saat daha bire çeyrek var” deyince -Yaşar dönelim sonra tekrar geliriz dedim ama bir türlü ağabeyimi ikna edemedim. Yolumuza devam ederek tarlamıza geldik.
Gökyüzü çok karanlıktı ay bir türlü doğmak bilmiyordu. Bir kaç saat sonra bir vakitte ay doğmaya başladı biz tütün tarlasında tütün karıkları arasında birer saat arayla diyorum çünkü tabi bize öğle geliyordu saatlerimize baktığımızda saatin kaç olduğunu karanlıkta göremiyorduk.
Karanlıkta tütün tarlasında karıklar arasında ana kırımı yapıyorduk. Tütün köklerinde daha önceleri tütün tarlasındaki tütünleri bildiğimizden ezbere yaprakları kırıyorduk her kökten üç dört yaprak kırıyorduk.
Kırdığımız tütün tapalarını tütün köklerinin diplerine yere bırakıyorduk. Dört keletir tütün kırmamız gerekiyordu. Ay biraz yükseldikten sonra ortalık biraz aydınlanmaya başlamıştı.Ay gökyüzünün tam ortasına gelmişti ki tan yeri ağarmaya başladı.güneş ışınlarını gösteriyordu.Komşularımız yavaş yavaş gelmeye başladılar.
Limanlı Ali amca( Aksüt) Oğulları kara Mehmet, Ahmet ve küçük oğlu rahmetli İsmet, iki eşeklerinle tütün tarlasına geldiler. Keletirlerini eşeklerinden indirdikten sonra Ali amca bize kolay gelsin Ömer bu gün erkencisiniz maşallah dedikten sonra bizde ağabeyimle beraber sağol deyip bu gün böyle oldu Ali amca  biraz erken geldik bu gün deyip tekrar çalışmaya başladık.
Ali Amca bir saat sonra güneş bir insan boyu çıktıktan sonra yan tarafımızdaki tarlasında bulunan kavunlarından çok büyük bir kavun keserek bize de iki dilim kavun getirdi. Bizimde içimimiz yanıyordu çok yorulmuştuk hele uykusuzluk bizi mahvetmişti o kavunun o günkü tadını halen unutamıyorum. Saatlerimiz biraz daha ilerleyince diğer tarafımızdaki komşumuz çora fan diye ustamın takıldığı Hasan Akpınar ağabey elinde gazete kâğıdına sarılmış çok güzel karabokunya incirlerini getirdi. Sabah çiğ den buz gibi olmuş incirleri bir güzel midemize indirdikten sonra yerlere bıraktığımız tütün tapalarını toplamaya başladık.
 Her salmanın başında bulunan keletirlere tütün tapalarını sıralıyorduk. Bazı tütün tapalarını karanlıkta ayaklarımızla ezmişiz. Sıraladığımız tütün tapalarını tekrardan düzeltmek ve toplamak vaktimizi aldı. Keletirlere tütün tapalarını yerleştirdikten sonra eşeklerimizi tarlamızın bir kısmı ekin dikiliydi eşekleri ve küçükbaş hayvanlarımızı bu ekin tarlasında otlaması için bağlardık. Bu ekin tarlasından eşeklerimizi çözüp tarlamızın kıyısında bulunan tütün keletirlerimizi eşeklerimize yükledikten sonra evimizin yolunu tuttuk. Saat dokuzu az geçiyordu.
Komşularımız da yavaş yavaş toplanmaya başlamışlardı. Yolda beraber yürüdüğümüz komşularımızla sohbet ederek kırmış olduğumuz tütünlerimizi dizmeye giderdik. Hey gidi günler heyyyy